|
ÇORUM ADININ
ÖYKÜSÜ
Çorum
adının bugünkü
konuma geçişinin
öyküsü
çeşitlidir.
Önceleri kent
büyük bir
zelzele ve sel
felaketine
uğramış, yer ila
yeksan olmuştur.
Bundan sonra
kent halkı
Müslüman dinini
kabul etmiş,
ancak Danişmend
Ahmet Gazi’nin
kuşatması
sırasında Bizans
valisi Nestor
ile anlaşan
yerli halk bu
kez Hıristiyan
dinini
kabullenerek,
Ahmet Gazi’ye
oyun
oynamışlardır.
Sel ve zelzele
felaketinin
gelişiyle ilgili
bir yakıştırma
yapılarak yerli
halka CÜRÜMLÜ
adı verilmiştir.
Daha sonra isim
ÇORUMLU olarak
değiştirilmiştir.
Bir başka öykü ise, Danişment Ahmet Gazi’nin fetihten sonra
Çorum ve havalesine Türkmenlerin Alayuntlu neslinden oymağını
reisleri İlyas bey’le yerleştirdiği ve Çorum’lu adının daha
sonra Çorum olarak değişmesi sonucu ilin isimin kalmış
olmasıdır.
Evliya Çelebiye göre ise kentin adınını Çorum ve Çevri-Rum
deyişlerinin değişmesi sonucudur. Türklerin Anadolu’ya
yerleşmesi sonrası, Türkmen boylarının Çorum ve yöresini otlak
ve yayla olarak kullanması yerli halkın (genelde hıristiyan’dır)
göçe zorlanmış olması Evliya Çelebiyi bir bakıma haklı çıkarır
gibi olmaktadır. ,
Çorum’a yarleşen Türkmen boylarının en önemli işlevlerinden
birisi 1. ve 2.haçlı seferlerine karşı koymaları ve haçlı
ordularını hırpalamış olmalarıdır.
Çorum'un Tarihi
Çorum
ili Karadeniz bölgesinin İç Anadolu'ya açılan kapısıdır. Beşbin
yıllık tarihi geçmişe sahiptir. Hititlerin başkenti Hattuşa
Boğazkale ilçesindedir. Alaca ilçesi Alacahöyük ve Ortaköy
ilçesindeki Şapinuva'da Hitit medeniyetinin çok değerli
kalıntıları vardır.Çorum tarihi varlığı yanında eşsiz doğa
güzelliklerine sahiptir. Kargı, Abdullah, İskilip, Bayat ve
Osmancık yaylaları önemli piknik ve dinlenme alanları olup,Çatak
Milli Tabiat Parkında kayak tesisi mevcuttur.
KÜLTÜR VE TURİZM FAALİYETLERİ OLGUSU İÇİNDE İL VE ÇEVRESİNİN
YERİ
Eski
ve köklü bir kültür yapısına sahip olan Çorum birçok
medeniyetlere beşiklik etmiştir. Tarihi paleolitik devre kadar
uzanan ilde, M.Ö. 4000’li yıllardan itibaren aralıksız iskan
edildiği görülür. Çorum, pekçok uygarlıkların kalıntısını
saklayan açık hava müzesi durumundadır. Anadolu’nun yerli kültür
sanat geleneğini devam ettiren kentin en önemli Turizm merkezi
Hititlere başkentlik yapmış olan BOĞAZKÖY’dür. İlin Kültür ve
Turizm yönünden odak noktasını oluşturan Boğazköy ve Hititlere
ait diğer kent kalıntıları ile tarihi yapılar turizmi canlı
tutan etkenlerdir. İl’in önemli olan diğer özelliği Karadeniz
Bölgesi’ni İç Anadolu’da bulunan turizm merkezleri ile diğer
turistik merkezlere bağlayan yol üzerinde geçit durumunda
bulunan İlimiz turizm açısından gerekli yatırımları
beklemektedir.
Çorum Anadolu’nun yerli kültür ve sanat geleneğini devam
ettiren, çeşitli uygarlık kalıntılarını saklayan açık hava
müzesi özelliğini taşır. Çorum ve çevresi aslında tümüyle
arkeolojik kazılar sonucu Çorum ve yöresinin tarihi geçmişini
aşağıdaki biçimde sıralayabiliriz.
PALEOLİTİK ve NEOLİTİK DEVİRLER (Yontma ve Cilalı Taşa Geçme
Devri)
Çorum’da dağınık ve az sayıda
bulunan bazı taş aletler, bu bölgede yontma taş çağında (Paleolitik)
insanın da yaşamış olduğunu ve yine bu çevredeki münferit
buluntular Cilali Taş Devrinde (Neolotik) yerleşimin varlığını
gösterir.
KALKOLOTİK DEVİR (Maden-Taş Çağı): M.Ö. 5000-3000
Çorum ve çevresinde ilk yerleşim
M.Ö. 4000 yıllarında kalkolotik dönemin 4. aşamasına rastlar.
Yörede kazısı yapılan merkezlerin hemen hepsinde kalkolotik çağa
ait kap, kacak ve bakırdan yapılma malzeme ele geçmiştir. Her
antik yerleşimin altında kalkolotik bir döneme rastlanılması
doğal bakırın yörede varlığına bağlanabilir. Ayrıca yörede diğer
zengin maden yataklarının bulunması teknoloji evrimini
çabuklaştırmıştır. Böylece zengin etnik guruplara ve
krallıkların ortaya çıkarmasına neden olmuştur. Bu devir
eserlerine Alacahöyük, Büyük Güllücek, Boğazköy, Eskiyapar,
Kuşsaray’da rastlanmıştır. Yerleşimler bu dönemden itibaren
devamlılık göstermiştir.
TUNÇ ÇAĞI (Maden Devri) M.Ö. 3000-1200
Çorum İlinin antik tarihinde en
önemli dönem Tunç çağıdır. Saf bakırlı yetinmeyip, maden
filizlerinin arıtılması ve arıtılan madenlerle alaşım yapılması
insan yaşamının en önemli evrelerinden biridir. M.Ö. 3000
yıllarına kadar süren bu dönem üçe ayrılır Eski, Orta, ve Genç
devirleridir.
Eski Tunç Devri (M.Ö. 3000-2000)
M.Ö. 3000 yıllarında Anadolu’da
etrafı surlarla çevrili kent devletlerinin yaşadığı
bilinmektedir. Çorum ve çevresinde etrafı surlarla çevrili pek
çok kent devletinin varlığı yapılan arkeolojik kazılarla
belirlenmiş durumdadır. Başlangıçta nadir eşyanın yapımında
kullanılan Tunç, halka kadar inmiş değildi. Eski Tunç 1.
evresinde bazen bakır devir de denmektedir. Bu devre 500 yıl
kadar sürmüştür. Bu sürenin sonunda Tunç eşyalarının yapımı ve
kullanımı bollaşmaya ve halka maledilmeye başlar. Bu dönemde
Eski Tunç 11. dönemi denir. 2500-2300 yılları arasındadır.
Alacahöyük bu dönemin en zengin kent beyliklerinden biri olarak
karşımıza çıkar. Eski Tunç 111. döneminde (2300-2000) Anadolu
çok sayıda kent beyliklerinden oluşan oldukça renkli etnik bir
görünüm sunan kavimler topluluğu halindedir.
Anadolu’da bu devrede henüz yazı bilinmediğinden,bu yörede
bu denli zenginlik beylikleri kurulmuş olan Hitit’lerin çivi
yazılı belgelerinden, öğrendiğimize göre Hattilerdir. Bu dönemde
yaşayan kavmin Anadolu’daki ismi en eski bilinen yerli kavmi
olduğu karşımıza çıkmaktadır.
1-2-3 |